Neden yaşlanıyoruz?
Yaşlanma, canlıların zaman içinde fizyolojik bütünlüklerini kaybetmesiyle ortaya çıkan çok katmanlı ve çok faktörlü bir süreçtir. Tek bir mekanizma ile açıklanamayan bu olgu; hücresel, moleküler ve sistemik seviyelerde biriken hasarların, enerji metabolizmasındaki aksaklıkların ve evrimsel baskıların birleşik etkisiyle şekillenir.
Modern biyogerontoloji*, yaşlanmayı hem biyolojik mekanizmalar hem de evrimsel kökenler açısından açıklamaya çalışan iki büyük yaklaşım üzerine kuruludur: mekanistik teoriler ve evrimsel teoriler. Mekanistik teoriler yaşlanmanın “nasıl” gerçekleştiğini açıklarken; George C. Williams’ın “Antagonistic Pleiotropy Teorisi”, Thomas Kirkwood’un “Disposable Soma Teorisi” gibi evrimsel teoriler yaşlanmanın “neden” ortaya çıktığını anlamaya çalışır. Yaşlanmanın evrimsel olarak seçilmiş bir özellik mi yoksa kaçınılmaz bir yan ürün mü olduğu sorusu, biyolojinin en temel tartışmalarından biridir [1,2,6].
DNA hasarı, mitokondriyal kusurlar, epigenetik düzensizlikler ve proteostaz kaybı yaşlanmanın temel biyolojik altyapısını oluştururken; doğal seçilim etkisinin üreme döneminden sonra zayıflaması, üreme-yaşam süresi dengesi ve genlerin pleyotropik** etkileri, bu süreçlerin neden var olduğuna ışık tutmaktadır.

Araştırmalar ve tartışmalar bilim dünyasında hızla devam ederken günlük hayatta akıllara gelen en yaygın soru ise “Nasıl daha uzun yaşarız?” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu soru basit görünse de cevabı düşündüğümüzden çok daha katmanlıdır, çünkü “ne kadar yaşadığımız” ile “nasıl yaşadığımız” hiçbir zaman aynı şey olmamıştır.
Asıl Soru Ne Kadar Yaşadığımız Değil, Nasıl Yaşlandığımız
Öncelikle yaşam süresi üzerine konuşurken sıkça karıştırılan temel kavramlara bir göz atalım.
“Ortalama Yaşam Süresi (Life Expectancy)”, belirli bir toplumun ortalama yaşam süresini ifade eder; yani istatistiksel bir ortalamadır. Buna karşılık “Toplam Yaşam Süresi (Lifespan)”, bir türün gözlemlenen maksimum yaşam süresidir ve günümüzde insanlarda bu değer maksimum 120 yıl olarak kabul edilir [3].
“Uzun ve Sağlıklı Yaşam (Longevity)” ise, türün ortalamasının ötesine geçerek daha uzun yaşama kapasitesini tanımlar. İdeal koşullar altında bireylerin “normalden daha uzun” yaşayabilme ihtimalidir.
Tüm bu tartışmanın merkezinde ise son bir kavram yer alır: “Sağlıklı Yaşam Süresi (Healthspan)”. Bu kavram, yaşamın “sağlıklı geçen” kısmını ifade eder. Yani kronik hastalıkların, hareket kısıtlılıklarının, yaşam kalitesi kayıplarının olmadığı bir dönemi tanımlar. Sağlıklı yaşam süresi her zaman toplam yaşam süresinden daha kısadır. Bir insan erken yaşta hastalanabilir, fakat yine de uzun yıllar yaşayabilir ancak bu yıllar genelde sağlıklı ve üretken geçmediği için kişinin “uzun bir yaşam” beklentilerine uymayabilir [3].
Dolayısıyla Longevity yalnızca “daha uzun yaşamak” değil, “daha uzun süre sağlıklı kalabilmek” anlamına gelir.
Araştırmalar gösteriyor ki kişinin genetik kodları yaşlanma yolculuğunun yalnızca yaklaşık 25-30%’una ışık tutmakta. Hikayenin geri kalanı ise tamamen bize ait: yaşam tarzımız, beslenmemiz, hareket seviyemiz, uyku alışkanlıklarımız ve sosyal çevremiz [7].
Kaynaklara göre Sağlıklı Yaşam Süresi’ni uzatan başlıca davranışlar [4]:
Beslenme: Hücre sağlığının doğrudan belirleyicisi. Araştırmalar, bitki temelli Akdeniz diyetine en yakın beslenen kişilerin daha uzun ve sağlıklı yaşama eğiliminde olduğunu gösteriyor. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller hücreleri koruyan antioksidanlar açısından zengin bir içerik sunuyor.
Egzersiz: Daha güçlü kalp ve damar sağlığı, iyileşmiş metabolizma, daha iyi denge, daha iyi uyku ve ruh hali… Yüzlerce çalışma fiziksel aktivitenin yaşam süresini uzattığını kanıtlıyor.
Sosyal bağlar ve iyi olma hali: 28.000 kişiyle yapılan geniş bir araştırma [8], düzenli sosyalleşmenin yaşam süresini anlamlı şekilde uzattığını ortaya koyuyor. İyimserlik ise farklı etnik gruplarda bile daha uzun yaşamla ilişkilendirilmiştir.
Sigara kullanmamak, sınırlı alkol tüketimi ve düzenli uyku ise kronik hastalık risklerini dramatik şekilde azaltıyor.

Tüm bu bulgular, sağlıklı yaşam süresinin büyük ölçüde günlük alışkanlıklarımız tarafından şekillendiğini gösteriyor. Yani yaşam süresini uzatmanın en etkili yolu bedeni ve zihni uzun süre stabil, dayanıklı ve üretken tutmaktan geçiyor.

Kaynak: Top 10 longevity studies of 2024, Elysium Health [5]
Son yılların en önemli bilimsel çalışmalarına baktığımızda da görüyoruz ki Longevity, bilimsel olarak hızla olgunlaşan bir araştırma alanı haline gelmiş durumda [5].
NAD+ öncüleri, metformin, GLP-1 agonistleri, spermidin, senolitikler gibi bileşikler yaşlanma mekanizmalarını hedefleyen en umut verici müdahaleler olarak öne çıkıyor.
IL-11 proteininin devre dışı bırakılmasıyla farelerin yaşam süresinin %20’den fazla artması, inflamasyonun yaşlanmada ne kadar belirleyici olduğuna işaret ediyor.
“Radikal yaşam uzatma” üzerine yapılan çalışmalar, tıbbi ilerlemelerin yaşam süresini artırdığını ancak asıl sıçramanın biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmaktan geçeceğini vurguluyor.

Hello Tomorrow Türkiye Summit 2026’da derin teknolojinin, bugünü ve yarını şekillendirmekte olan somut bir dönüşüm olduğunu hatırlatan çok katmanlı bir buluşma alanı sunuyor.
Summit’in ilk günü gerçekleşecek Investor Day’de, Türkiye ve dünyadan önde gelen yatırımcılar seçilmiş deep tech girişimleriyle aynı masada buluşacak ve geleceğin teknolojilerini mümkün kılacak uzun vadeli iş birliklerinin temelleri atılacak.
İkinci gün gerçekleşecek Summit Day’de ise ana konuşmalar, girişim sunumları, paneller ve ödül töreniyle; endüstriyel yapay zekâdan fabrikaların dönüşümüne, yapay zekâ devriminin enerji ihtiyacından kuantum ve nöromorfik donanımlara kadar yarının dünyasını şekillendiren temel bilimsel ve teknolojik kırılımlar gündemde olacak.
Üçüncü gün ise HEALinc Summit 2026 ile tüm bu teknolojik dönüşümün en insani sorusuna odaklanacağız: Bu ilerleme, insan yaşamını nasıl daha uzun, daha sağlıklı ve daha nitelikli kılabilir?
HEALinc Summit 2026 - Zamanı ve Derin Teknolojiyi Buluşturan Köprü

Sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik araştırmalar; klinik uygulamalar, regülasyon ekosistemleri, yatırım trendleri ve hasta deneyimlerini kapsayan küresel bir dönüşümün merkezinde yer alıyor. Longevity biliminin bugün kazandığı ivme daha önce hiç olmadığı kadar disiplinler arası, erişilebilir ve insan merkezli bir yaklaşım gerektiriyor.
Dünyada ileri rejeneratif tıp, kök hücre terapileri, genetik müdahaleler ve uzun yaşam teknolojilerini bir araya getiren en kapsamlı platformlardan biri olan HEALinc bu yıl ilk kez Hello Tomorrow Türkiye Summit kapsamında 16 Mayıs’ta İstanbul’a geliyor!
HEALinc Global Summit her yıl bilim insanlarını, klinisyenleri, biyoteknoloji girişimcilerini, yatırımcıları ve politika yapıcıları tek bir ortak amaç etrafında buluşturuyor:
İnsan sağlığını uzatmak, iyileştirmek ve herkes için erişilebilir hâle getirmek. HEALinc Summit 2026’nın ilk 2 etkinliği Bahamalar ve New York’ta, 3. etkinliği ise Hello Tomorrow Türkiye Summit kapsamında İstanbul’da gerçekleşecek.
Bu yılın İstanbul programında ise alanın önde gelen uluslararası ve yerel uzmanları sahnede olacak:
Prof. Dr. Katarina Le Blanc, Professor of Clinical Stem Cell Research, Karolinska Institutet
Dr. Vincent Giampapa MD., F.A.C.S. mpapa, MD, Founder, Regenerative Medicine Institute (RMI)
Liz Parrish MBA, CEO, BioViva
Dr. Jeff McNairy, PsyD, MPH, Chief Medical Officer, Rythmia Life Advancement Center, Costa Rica
Prof. Dr. Erdal Karaöz, Director of Center for Stem Cell and Regenerative Medicine, Liv Hospital Ulus
Dr. AYSEGUL CORUHLU, MD, Pioneer of Preventive & Longevity Medicine in Türkiye
Prof. Eray COPCU, MD, Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery, ISPRES
Dr. Esra Çavuşoğlu, PhD, Psychologist & One of Europe’s Leading Biohackers

Bu özel günde longevity biliminin bugün nereye geldiğini, klinik uygulamalara nasıl aktarıldığını ve geleceğin sağlık tasarımını hangi teknolojilerin şekillendireceğini ele alacağız. Aynı zamanda HEALinc’in güçlü uluslararası ağı ile Hello Tomorrow Türkiye’nin deep tech odaklı topluluğu ilk kez bu ölçekte birleşerek longevity, biyoteknoloji ve ileri sağlık çözümlerinde yeni iş birliklerinin kapılarını aralayacak.
Eğer siz de longevity ve rejeneratif tıptaki bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek, bu alanda çalışan girişimlerle tanışmak, uluslararası araştırmacılar ve yatırımcılarla bağlantı kurmak isterseniz, 2026 Hello Tomorrow Türkiye Summit’in 3. Günü gerçekleşecek HEALinc Summit - İstanbul programı sizin için doğru adres.
Etkinliğe Katılın: Geleceğin Sağlığını Birlikte Şekillendirelim

*Biyogerontoloji: Yaşlanmanın biyolojik mekanizmalarını, nedenlerini ve sonuçlarını hücresel ve moleküler düzeyde inceleyen bilim dalı
**Genlerin pleyotropik etkileri: Yek bir genin birden fazla, farklı biyolojik özellik veya süreç üzerinde etkili olması durumu
Referanslar ve ileri okumalar:
[1] Tower, J. (2025). Editorial: Mechanistic theories of aging. Frontiers in Aging, 6, 1617783. https://doi.org/10.3389/fragi.2025.1617783
[2] Mc Auley M. T. (2024). The evolution of ageing: classic theories and emerging ideas. Biogerontology, 26(1), 6. https://doi.org/10.1007/s10522-024-10143-5
[3] Dr. Maren Berghoff. What do the terms life expectancy, lifespan, longevity and health span mean?. Max Planck Institute https://www.age.mpg.de/what-do-the-terms-life-expectancy-lifespan-longevity-and-health-span-mean
[4] Els, L. C. (2024). Longevity: Lifestyle strategies for living a healthy, long life. Harvard Health. https://www.health.harvard.edu/staying-healthy/longevity-lifestyle-strategies-for-living-a-healthy-long-life [5] Elysium Health. (2024). Top 10 longevity studies of 2024. https://www.elysiumhealth.com/blogs/aging101/top-10-longevity-studies-of-2024?srsltid=AfmBOopwi_2_UvMEvb0_4U6nQ-6ZdsTjProEKoLk9FBADM29JXZ8vUwt
[6] Kimberly A. Hughes, Rose M. Reynolds. 2005. EVOLUTIONARY AND MECHANISTIC THEORIES OF AGING. Annual Review Entomology. 50:421-445. https://doi.org/10.1146/annurev.ento.50.071803.130409
[7] Passarino, G., De Rango, F. & Montesanto, A. Human longevity: Genetics or Lifestyle? It takes two to tango. Immun Ageing 13, 12 (2016). https://doi.org/10.1186/s12979-016-0066-z
[8] Wang Z, Zheng Y, Ruan H, et alAssociation between social activity frequency and overall survival in older people: results from the Chinese Longitudinal Healthy Longevity Survey (CLHLS) https://doi.org/10.1136/jech-2022-219791



